Kayıtlar

2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Karmaşık

Resim
Sözler vardı içimde. Ne söylemek istediğini bilemeyen bir muhabbet kuşu gibiyim ya da gönülsüz yapılan yemeğin verdiği acı bir burukluk  Konuşsam hiç bir şey söylemeyeceğim,sussam hiç susmayacağım acı cümleler söyleyeceğim.  Herkes gibi gündelik telaşlar içinde kaybolurken herkes gibi olmak istemediğim günlerdeyim.  Doğum günümü yalnız ve sürprizsiz geçireceğimi bildiğim günlerde Ben tüm sevdiklerimin hatta artık hayatımda olmayan tüm sevmediklerimin bile doğum gününü uzaktan kutlarım. Var olmanın yok sayılmamanın mutluluğunu hep tatmalarını isterim. Ben hep yok sayılan taraf olmanın acısını bilen taraftayım belki de incinin değerini yalnız kuyumcu biliyor.  Kim bilir belki de kalbim tüm bu çirkinliklerin arasında yaşadığını hissetmek istiyor. Evrenin en ıssız saatlerinde gözlerimden öpülmesini istiyor. Bir sabah iyi ki varsın sesinin kulaklarımı sağır etmesini istiyor. Boynuma değecek bir nefes sesiyle irkilmek istiyor. Insan sevmekten çok sevilmek istiy...

Kim-se-siz

Resim
 Çok şey öğrendim geçen yıllar boyunca. Yangının ortasında yanmamayı, savaşın içinde silahsız kalmayı, denize düşüp sarılacak yılan bile bulamamayı. Güçlü ol bak her şey geçecek derken yolu yarılamayı. Bir yanım kalabalıklar içinde kalmak isterken bir yanım yetim bir çocuk gibi her akşam umutla babasının işten dönmesini bekliyor. Bir kenarda dökülen yaprakların sararmış hüznü var şimdi içimde. Fazla suya mahsur kalmış bir kaktüsün bıkkınlığı.  Keşke penceremin önüne konan güvercinin kanadına takılıp gidebilseydim uzak limanlara. Hiç bilmediğim bir memlekette bir ağaca ağaç demeyi bile unuturdum belki. Başka lisanlar arasında kaybolurdum. Şiirimin içine uygun bir kelime bulmak için beklerdim belki yıllarca Yahya Kemal Beyatlı gibi. Beklemek zaman gerektirmiyor gibi geliyor bazı zamanlar. Ne olacak sanki cebimden mi gidiyor? Canımdan gidiyor diyen şair misali. Beklediği şeyin ne olduğunu bilemiyor insan. Zaman en çok da keşke şu an benimle olsa dediği insanların yokl...

is

Resim
Ne olduğunu bilmediğim bir hissizlik yaşıyorum. Kumdan kalelerim dalgalara karışmış her biri zerreler halinde denizle sevişiyor gibi.  Her şeyin bir zamanı varmış da zaman denen mefhum hep çocukların bildiği gibiymiş sanki. Yatcaz kalkcaz düzelecek belki de içimizdeki koyu gri islerin oluşturduğu kasvet bulutları Belki de kendime karşı dürüst olmalıyım çünkü ortada bozuk bir şey de yok. Her şey o kadar yerli yerinde ki taşlardan birini yerinden çekince yerli yerinden oynayacak şeylerden korkuyoruz. Gelecek bir kum fırtınasınası var. Gözlerimizi sımsıkı kapatıyoruz aydınlığa... Kör karanlık gözlerimizi yakıyor. İçinde simlerin olduğu ışık huzmesi sarıyor o kör karanlığın içinde. İçeride ya da dışarıda ama bir yere ait.  Günlerin verdiği ızdırap git gide koca bir boşluğa bırakıyor yerini. Günün en işlek saatinde Cemal Süreya okumak istiyor bir yanım.Her gün aynı saatte aynı caddede aynı trafik ışığı altında karşılaşıyoruz. Kendimizi kaybettiğimiz yalnızlıklarla. Bugü...

Dönüyorum

Resim
Bu sabah da kelimelerimi kaybettim.  Aynadaki solgun yüzüme bakıp kendime "günaydın" diyemeden elime telefonu aldım. Sanki görülecek tek şey vardı da onu da wi-fi'yi kapatınca kaybetmiş gibi telaş içinde baktım telefona.  Çok şükür ki wi-fi 'i açınca kaçıracak bir şeyimin zaten olmadığını anladım. Bulduğumu sandığım şeyleri bile kaybetmiştim ne de olsa... Eskiden Kaybedenler kulübünü izleyip. "Merhaba sayın dinleyen " diye tirad attığım radyo günlerim geldi aklıma. İnsan insanın kopya kağıdı gibi ne de olsa.  "Diyardan diyara bir yol, yaz beni yarim yarim" dediğinde o şarkının yazıldığın yerde kalıp izlerinin başka bir kağıda çıkması gibi bir şey. Pestil olmuş bir kalbin içinde yeniden canlanmaya çalışıyorsun işte. İzlerin arka sayfada kalmış ve sen kuru bir mürekkeple yola devam ediyorsun. Küllerimi yağmur 'a savurup çamur olmak istediğim zamanlar var. Bu sabah fırtınada yürürken hafızamı kaybetsem silinmesini istediğim şeyler sili...

Saklı kaldım

Resim
Epeydir yoktum. Ben bazen yok olurum. Bazen bir sırça fanusun içine saklanırım. Bazen tazecik sevgililerin birbirlerinin parmak arasındaki boşlukları doldurduğu yerde olurum. Geçen gün de anahtar deliği içine gizlenmiştim. Kapı zilinin takılan yayı arasında ağlamışlığım çoktur mesela.Yıkılan bir evin duvarında ki son toz tanesi olduğum zamanlarda yok değil. Mutfak musluğundan sızan sular gibi boşalır yaşlar gözlerimden. Ama kimse gelip sarmaz beni. İşinin ehli ustanın sardığı bir keten gibi.Ben lahanaları da çok kıskanırım mesela, Birbirlerine sarım sarım sarmalanırlar. Karanlık bir gecelerde soğuk bir battaniyeye sarılırken lahana olmak isterim.  Bazen ıssız çöllerde tek başına yürüyen bir bedevi kadar yalnız olurum yüreğimin kurak topraklarında. Lambada titreyen alevin üşüdüğünü anlayan şair kadar incedir yüreğim. O da zaten aşk kağıda yazılmıyor deyip şiir yazmadı mı ? Adını gizlediği sevdiceğine Mihriban diyerek.  Perdeler arkasında saklanmak, maskeler arkasına saklanmak. ...