Dönüyorum
Bu sabah da kelimelerimi kaybettim.
Aynadaki solgun yüzüme bakıp kendime "günaydın" diyemeden elime telefonu aldım. Sanki görülecek tek şey vardı da onu da wi-fi'yi kapatınca kaybetmiş gibi telaş içinde baktım telefona.
Çok şükür ki wi-fi 'i açınca kaçıracak bir şeyimin zaten olmadığını anladım. Bulduğumu sandığım şeyleri bile kaybetmiştim ne de olsa...
Eskiden Kaybedenler kulübünü izleyip. "Merhaba sayın dinleyen " diye tirad attığım radyo günlerim geldi aklıma. İnsan insanın kopya kağıdı gibi ne de olsa.
"Diyardan diyara bir yol, yaz beni yarim yarim" dediğinde o şarkının yazıldığın yerde kalıp izlerinin başka bir kağıda çıkması gibi bir şey. Pestil olmuş bir kalbin içinde yeniden canlanmaya çalışıyorsun işte. İzlerin arka sayfada kalmış ve sen kuru bir mürekkeple yola devam ediyorsun.
Küllerimi yağmur 'a savurup çamur olmak istediğim zamanlar var. Bu sabah fırtınada yürürken hafızamı kaybetsem silinmesini istediğim şeyler silinse diye düşündüm. Bir tek adımdan dökülen incileri bir de annemin öpücüklerini hatırlasam. İnsan, Sezen Aksu dinlerken mentalitesine hâkim olamıyor işte.
Biraz yürüdüm işte. İçim acıdı, içim açılıyor ya bu onun acısı dedim.
Sonra kendimi film karesi içinde düşledim. Saçlarını savuran rüzgar arasında sezen aksu dinleyen genç kadın kırgınlığı. Böyle söyleyince de içimi bir efkar kaplamıyor değil. İçim ürperdi, gözlük buğulandı. Hayat kendi kendine ince bir sitem yapan genç kadına bile yardımcı olmuyor.
O hâlde ben de bu sabah pılımı pırtımı toplayıp gideceğim. Yüreğimin tenha sokağında bekleyen küçük kızın yanına.
Bu yazının yayın hakları saklıdır. İzinsiz kopyalamak yasaktır.
Aydandünya @aydandunya @ciceklissirler1
Yorumlar
Yorum Gönder