Kendi kendime


Susmanın kalesine sığınıyorum. Susarak çığlık atılacağını öğrendiğim zaman yaşım hayli büyüktü. Derdimi anlatacak, sesimin tonundan,içimin acısını anlayacak kimse olmadığı zaman susmuştum.  Söyleyecek kelimelerim tükendiğinde de susmuştum. Söyleyeceklerimin hiç tükenmeyeceğini düşündüğüm bir kaç anda da susmuştum.
Acılar bu yüzden dilsiz. Dilsiz olduğu zamanlarda sağır. Başkalarına sağır olurken kendi vicdanının kulaklarını da tıkar insan. Sana bir sır vereyim mi?  Kimse senin derdinle üzülmez. Herkes o dert kendi başına gelmediği için sevinir. Burada en yakın sandıklarının egosu devreye girer işte. Ben demiştimler, yapmasaydınlara döner her zaman iş. Bazı insanlar hata yaptıktan sonra gülüp geçiyor, bazıları hatalara takılıp kalıyor, bazıları hata yapmayı lüks kabul ediyor. Bazıları da yaptığı hataların bedelini ağır ödüyor. Bazıları hatasını hiç kabul etmiyor. Bazıları kendisinin olmayan hataları bile üzerine alıyor. Herkes akıl, irade, vicdan sahibi bazılarında merhamet oldukça fazla olduğu için geliyor hep başına. Bazıları taş kalbine sarılarak uyuyor geceleri. İnsan böyle işte biraz su, biraz toprak. H(Ç)amurumuz hep aynı. Önemli olan kalp ve vicdan. Adalet terazin yolunu bulunca eğri zaten yolunu bulur.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

yo-(ğ)-rul -dum

Gök'adın

Sersem