Seni çok Özledim Didem!
Ah dedim sonra ah...
''Sesimin tonunu emanet ettiğim AHLAT AĞACINA'' diyerek başladı. Didem...
Ah demeye, Ah etmeye, içindeki Ah' ları gün yüzüne çıkartmaya.
Çocuktu mavi saçlı bir tanrı gibi severdi burdur gölünü o göl şimdi içinde kocaman bir anne ölüsü.Olmayan çayları olmayan fincanlarda içmişti kardeşi Işılla.Siyah papyonlu olurdu mutlaka resim defterindeki damat.
Hızlı yaşanan bir hayatın şarkılarıydı salıncaklar,sonra büyüdü,içi ezildi geçen gün geçen ay!
Yapıştırsa da parçalarını hayatının su sızdırıyordu çatlaklarından.Karnabahar kızartmıyordu asla başroldeki kadınlar. Evden kaçışının pembe spor ayakkabılarıyla bir bodrum kat kızı oldu bayım.Siz aşktan anlamadınız.Aşkı aşk bildi yalnız.Güzin ablası kitaplar olan bir kız oldu.İçi sıkılmasa tek bir satır bile okumazdı. İçi o kadar çok sıkıldı ki çok kitap okudu. Kaybolmak istedi bir zamanlar, Kapının arkasında yokum dedi. Bulamadılar onu iç bir hayatın ortasında.Aşık oldu gözleri bir yeşil fanila gibiydi sicim yağmurları...
Öyle çok sevdi ki pazara çıktı sevinçten.Enginarlar aldı.'Süper Enginarlar !'diye bağıran adamdan sonra ağladı.Bu süper oluşta canını sıkan bir şeyler vardı. Belki de hiç bir zaman kendini süper hissetmemişti. Belki çoğu zaman kendini yarım hissetmişti. Ağladı,çocuk oldu yeniden;şiirler,aşk her şey sular altında kalmıştı.
Sevinince annesi gibi rengarenk reçeller dizdi kalbinin raflarına. Annesizlikten şair oldu.
Doğdu, doğurdu...
128 dikişli bir şiir vardı karnında.İçinde durmadan bölünen şiirler vardı. Karnında oluşan hissiz şiirler vardı. Bütün üzgün oluşlarımın adı anne dedi. Anne oldu didem.
Annesizlikten şair oldu didem.Kızım sen sakın şair olma dedi. Didem Madak bu dünyadan çiçekler diyarına giderken kızı füsun üç yaşındaydı. Füsunlar arası bir hayat yaşadı didem.
Bizi de şahit etti hayatına,yayımlanmış üç kitabı ve bilinen elli şiiriyle edebiyat tarihimizde bize gülümseyen bir anne oldu. Annemize daha sıkı sarılmamızı öğütleyen bir anne. Farklı, imgesel bir şiir anlayışına sahip olan Didem Madak'ın şiirlerinde yaşanan acıların evcimen telaşları, fotoğraftan çıkarılmış bir baba ve ay'a benzeyen bir kız kardeş hakimdi. Işıl...
Kediler,kadınlar,fesleğenler,muhabbet kuşları, göz yaşları ,sönmüş izmaritler, olayların gerçek kişi ve kurumlarla ilgisi olan pulbiber mahallesi, ve sadece yıl başında değil hayatın her aşamasında gördüğümüz grapon kağıtları ile bizi zamanda bir yolculuğa çıkaran güzel kadın didem!
İYİ Kİ GEÇTİN BU DÜNYADAN! ÇİÇEKLER İÇİNDE UYU!

Yorumlar
Yorum Gönder